Posted by: okayy on: Ağustos 8, 2009


S. , A. ve Annelerine …
Ben normal insanlardan daha fazla onur takıntısı olan biriyim hatta benimki onurlu olmaktan çok bunu takıntı haline getirmiş bir hal.Tümüyle ‘acı ‘ diyebileceğimiz bir öykü bizimkisi ama yine de o onur takıntım nedeniyle meseleyi olurda mazlum edebiyatına bağlar korkusuyla acıtmadan ele almaya çalışıyorum hep ama değişmiyor sonuç bu hikayenin sonu hep acı ile bitiyor ben acıtmıyorum,olay acı ben ne yapayım?Ben acıtmıyorum,o acıyor.
Acılı bekleyişlerde bile insan arıyor insan ben kampüsteydim ve oldukça yalnızdım belki yalnızdık da diyebilirim,Tıp Fakültesi girişinden sonra güvenlikler yolda otobüsleri durdurup otobüsün içerisinde başörtülü öğrencilere ‘ fakülte sınırındasınız ‘ deyip baş açtırıyordu ben okula arabayla gidiyordum orada başörtülü ve yalnızdım ve büyük şehirlerde değil daha küçük bir şehirde olmanın verdiği ve şimdiki gibi konuşabileceğimiz ortamların olmadığınıda hesaba katarsak duyabildiğim çoğu kez kendi sesimden fazlası değildi.Yalnız ve habersizdik bir o kadar şaşkın mücahit ve mücahide herkes toprağın altına girmişti.Sadece onlar değil elbet,benim okuduğum üniversite ‘ ülkücü’ insanların çoğunlukta olduğu bir nevi bu şekilde kadrolaşmış bir üniversite idi.Yasak ben ikinci sınıfta iken başladı,birinci sınıfta okula başörtülü bir şekilde gidebildim.Hatta okulun ‘ ülkücü reislerinin ‘ başörtülü bacılarıydık,BBP kanallı ‘Alperenler’den değil,Mhp kanallı ‘ ülkücülerden ‘ bahsediyorum.Onlar okulda her köşe başını tutmuş,sürü halinde gezen,aralarında fiziken en irisinin ‘ reis ‘ olarak anıldığı bir klik oluşturmuşlardı okulda.Hatta bazen derslere girmiyor kendi fikirdaş hocaları tarafından kayrılıyor ve yoklamaları alınmıyordu.Hatta okulun ilk haftaları kantini kapatıp herkesi zorla ayağa kaldırıp,Türk Bayrağı açıp İstiklal Marşı okutuyor,elleri ile malum hareketleri yapıp ‘ Ülkücü Hareket Engellenemez ‘ sloganlarını Kampüs’ün koskoca kantinine savuruyorlardı.’Ya Allah Bismillah,Allahu Ekber ‘i çok seven bu babayiğitlerde mücahit ve mücahidelerle birlikte toprağın altına girmişlerdi.Öyle bir sessizlik hakimdi ortama,az bir zaman sonra ben de artık gitmez oldum okula zaten son günlerim bedeninden daha büyük göğüsleri ile beni ürküten öğrenci işlerindeki kadının elime uyarı kağıdını tutuşturmak hevesi ile peşimden olan hızıyla koşması benimde kaçmam ile akıp gidiyordu.O koşuyor ben kaçıyordum onun tek derdi kağıdı avucuma sıkıştırmak iken benim derdim ise hem kadının düştüğü an olacak depremden ve kağıdın elime tutuşturulmasından olacak depremden kaçmaktı.Ben yarı gülen yarı ağlayan halimle olayı sıcağı sıcağına anlayamamış iken bana olayın en acı halini anlatan en samimi dostum ve ablası olmuştu onlar daha dar bir alanda Eğitim Fakültesinde idiler.S. ve A. ben onlara ağladığım kadar kendime hiç ağlamadım devamını getiremeyeceğim belki yarına…
Yarın …
S. benim en samimi arkadaşım,ortaöğretim birinci sınıftan bu yana herşeyimi paylaştığım dostum,canımıniçi,cinsinden bir cümle benim için.Tuhaftır ben çok daha rahat hatta belki şımarık,biraz daha özen isteyen biri olarak şekillenirken o daha sağlam,sert bir o kadar ciddi bir kız olarak şekillendi.Hayatımızın 28 Şubat acıları ile tsunami yaşamasına kadar beni hayat içerisinde koruyan kollayan bazen dost bazen ablam olabilecek bir ilişkiydi bizimkisi,öyle içten ve samimi.Okul dışına taşıdığımız dostluğumuz,ailelerimizin tanışması,annemler tatile gidince S.’nin bizim eve kamp kurması,uygun fırsatta benim de onlara sık ziyaretlerim sonucu S.’nin ablası,A. abla ile de oldukça samimleşiyoruz.A. daha sakin bir kız,biz oldukça cıvıl cıvıl ve hareketliyiz,kıkır kırır bir parıltı var yüzümüzde.Garip bize oranla A. çok daha renksiz,bir sükut gibi A. bizim yanımızda,A. even pek çıkmıyor daha çok kendini eve hapsetmiş gibi.A. bizden 3-4 yaş büyük,zaman sonra öğreniyorum,A., İ.H.L ortaokuldan terkmiş,o dönem yine baş gösteren başörtüsü yasağı,sanırım 80′lerin sonuna rastlayan bir dönem.O dönemde hortlamış olan ‘ başörtüsü ‘ yasağı hayatının ilk zamanlarında gelmiş bulmuş A.’yı o zamanlar anlamamıştım,zaman sonra hayat bizide gri kılınca anladım,A.’nın yüreğinden yüzüne yansımış renksizliğin nedenini.
Lise hayatım,bu yılları çok daha güzel kılan S.’nin dostluğuyla bitiyor.Üniversiteye hazırlanıyoruz.S. ders çalışıyor ben hayatım boyunca ders çalışmadım yine çalışmıyorum.Kitap okuyorum ama ders kitabı değil canım ne isterse onu okuyorum.Gittiğimiz dershaneler farklı ama biz yine kopmuyor haftada en az bir kez konuşuyoruz ve susmayan telefonlarda dünyayı birbirimize anlatıyoruz,hiç kopmuyoruz.Ben o yıl okumayı istemediğim bir bölümü kazanıyorum,ne yapmak istediğim iş ne de okumak istediğim bölüm o yıllarda benim için sorun değil oldukça eğlenceli bir bölüm,okula başladıkça seviyorum bölümümü,niyetim belli ; biraz bu bölümde eğlenip burayı bitirip başka bir bölüme geçmek.S. o yıl kazanamıyor,gelecek yıl o da artık bir üniversiteli,bölümünü çok seviyor o.Ben ikinci sınıfa başlıyorum,S. birinci sınıfa.Ben aynı üniversitenin Kampüs kısmındayım,o Eğitim Fakültesinde,biraz büyüdük ama yine yüzümüzde bir pırıltı var bu kez liseli olmanın ışıltısı değil de üniversiteli olmanın parıltısı var yaşamlarımızda.Hayat bizim için böyle devam ederken,S’.den çok sevindirici bir haber alıyorum ; ‘Cemile,sana birşey söyleyeceğim,ablam hani ortaokuldan başörtüsü nedeni ile terk idi ya,kimseye söylemeden kendi çabasıyla lise öğrenimini Açık Lise’ye girip,dışardan bitirdi ve yine kendi çabası ile bir dönem dershaneye gitti,o da benimle aynı üniversite de …….. Bölümünü kazandı ‘.Nasıl seviniyorum,telefonda çığlıklar atıyorum.Zihnimde A. ablanın gri yüzüne canlı bir renk yerleştiriyorum,onun kadar seviniyorum.Çünkü benim arkadaşlarım olan bu iki kardeşin birbirine olan sevgi ve düşkünlüğünü çok iyi biliyorum.Hemen hayallere dalıyoruz.S. ve A. abla aynı zamanda üniversiteyi bitirecekler,aynı zamanda göreve başlayacaklar,iki kardeş yapmayı istedikleri tek şey olan o kutsal görevlerini yaparken,birlikte yaşamı paylaşacaklar.Hayat o yıl böyle güzellikle ile geliyor bize.A. abla da eğitiminin ilk yıllarının verdiği acıdan bu şekilde kurtulacak…Ne güzel…
Hayat bizim için o anlık sevinciyle devam etmiyor.Daha bir Yeşilçam havasındayız,koşup oynadığımız anlık yeşillikler var o kadar.Biz öyle tebessüm ederken,kendimizi hayatı yenmiş sayarken ‘ kötü adam ‘ sevincimizi en çirkin tonuyla kesiyor…Tv’ler başka başka hiç duymaya alışık olmadığımız şeyler söylüyor,birileri açıklamalar yapıyor,ortalıkta tuhaf istihbaratlar geziyor,sokaklarda cüppeli ve sarıklı adamlar var.Hükümet devrilecek,cümleleri…İnsan olayın içinde iken anlayamıyor.Öyle garip günlerden biri daha,S. beni arıyor ağlamaklı,artık okula başörtülü giremeyeceğimizi söylüyor.Ben oldukça rahatım,saçmalama diyorum,olmaz öyle şey,ne mümkün?İnsanlar sokağa dökülür,Müslüman bir ülke burası.Günler merak ve endişhe içerisinde geçiyor.İlk paragrafta yazdıklarımı yaşamaya başlayınca ve kimsenin öyle sokaklara dökülmediğini gördükçe,içimde tanklar yürüdükçe yürüdükçe anlıyorum,o pırıltıyı kaybetmeye başladığımı.Okulu üçümüz de bırakıyoruz.S. ile sık sık hatta eskisinden çok daha sık görüşüyoruz,anlatıyoruz,konuşuyoruz olmuyor bitmiyor,değişmiyor.Her görüşmemizde daha bir renksiz,daha bir solgun.Zaman geçtikçe S. daha bir soluyor,daha bir zayıflıyor,sürekli hasta.Tuhaftır,gittiği doktorlar yaptıkları tahlil sonuçların bir hastalığa rastlamıyor ama S. hep hasta.A.’dan pek bahsetmiyoruz,bahsedemiyoruz.Biz bir kez,o iki kez vuruldu.A. abladan haber yok,bu kez daha sıkı bir esaret ile A. kendini daha bir eve hapsediyor.Yıllar böyle gelip geçiyor.S.’lerdeki toplantılarımıza eskisi gibi katılmıyor A. abla,hayalet bir kız gibi sadece sessiz ve renksiz.Biz yine bir kuvvettir görüşmeye devam öyle tutunmuaya çalışıyoruz hayata.Zaman akıp geçiyor yaşamı ve kaderi paylaştığım bu arkadaşlarımla her buluşmamızda mutlaka ‘ başörtüsü ‘ konusu açılıyor.Hani o ilk aşkı tarafından terk edilen kadınlar vardır ya,ardından bir daha hiçkimseyi sevmemiş ve evlenmemiş,her ağzını açtığında ilk aşkından bahseden,iç burkan öyküleri olan o kadınlar gibiyiz,bu terkedilişi her konuşmamızda anıyoruz.Bir kayıp gibi sanki seni unutmadık der gibi bir anma törenidir geçiyor aramızda.Birbirimize sarılıp ağlıyoruz başka da birşey yok zaten.Araya bazen bizimle hayatı ve kaderi paylaşan arkadaşları sıkıştırıyoruz,failleri farklı içeriği aynı acı anılar bütünü bizimkisi.Her mutsuzluğumuzu oraya bağlıyoruz.Unutmuyoruz,ama unutuluyoruz.Unutmuyoruz ama unutuluyoruz.Unutuluyoruz.Yıllar akıp gidiyor herkesin yaşamında bir değişiklik bir akışkanlık var ben,S. ve A. abla biz değişmiyoruz,biz o yıllara çakılıp kaldık,orada öyle…
Üç kızın acısı değil elbet,yığınlar o yıllara saplanıp kaldı.Herkesler yeni yıllar ile yenilendi,biz o yıllarda kaldık,tek bir harf almadan üzerimize ve değiştirmeden hiçbirşeyi.Tozlana eskiye o yıllara takılıp kaldık,dokunmadan,dokundurmadan.Kendi acımızda doyurmadı o yılların hesapkarlarını ailelerimiz de vuruldu o zamanlar.Okulu bırakıp bırakmama kararında S.’nin ailesi ona bıraktı kararı,benim ailem de nasıl istiyorsam öyle davranmam konusunda beni özgür bıraktı.Kendi acılarımız arasında kimseyi görecek gözümüz yokken S.’nin annesi birden hastalandı.Kolay değildi iki kızının üniversiteyi bırakması,kızları daha kolay atlatmaya çalıştı ama o atlatamadı.S.’nin annesi de bizim acı öykümüze en baş sıralardan yerleşti.Orada o alçak bir tepenin üstünde kurulmuş,iki katlı o ev de ben üç kadının hikayesinin acılanmasını izledim hep kendi hikayemden daha çok hissederek.
Gariptir,20 yıla yaklaşan dostluğumuzda her ahh… ettiğimde yanımda olan beni hayattan korumaya çalışan arkadaşımı ben koruyamadım,kendi hikayesine,anne ve ablasının hikayesini ekleyerek yaşadı o.Ben elim kolum bağlı bir damla su dahi olamadım onun yüreğine,kupkuru,yandık…Vefasız gibi hissediyorum şimdi kendimi tek yaptığım kendimden çok üzülmek,bu kadar ıssız bir çaba benimkisi.Tutamadım elinden,kurtaramadım onu ve kendimi ve A. ablayı ve annelerini ve yüzlerce başörtülü kızı.Belki,belki…
Birkaç ay sonra S.’nin doğum günü bu yıl ki armağanı diğerlerinden daha bir farklı.Bu yazıyı armağan edeceğim ona.Biraz daha hüzün,belki biraz daha tazeleme…Sadece sonucu değiştiremedim ama derdin derdimdir.
Son Yorumlar